10 Ağustos Cuma – Ekonomik Sıkıntı #4

Bu makalede ülkemizin yaşadığı ekonomik sıkıntıyı elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Yazıyı anlatırken konunun pekişmesi amacıyla bazı ekonomik terimlerden de bahsettim.

Dolar veya Döviz Neden Yükselir?

Döviz Kuru; 1 birim yabancı paranın yerli para birimi karşısında ki değeridir. 1 Doların şuanda 6,5 TL olması demek, 1 Doların 6,5 Türk Lirası alım gücünde olduğu anlamındadır.

Doların ve diğer tüm dövizlerin Türk Lirası karşısında ki değeri sürekli olarak değişmektedir. Bu değişim bazen olumlu bazende olumsuz olmaktadır. Son bir kaç haftadır doların değeri ülkemizde sürekli olarak artmaktadır. Bu artış yüksek oranlarda olduğu için pek rastlanabilir ve olumlu bir durum değildir.

Piyasada doların artması veya azalması doların arz ve talep dengesine göre değişmektedir. İnsanlar sürekli olarak dolar almak istediklerinde talep yüksek olacağı için doların mevcut sayısında azalma meydana gelmektedir. Bir şeyin varlığının azalması, onu daha değerli hale getirmektedir. Örnek vermek gerekirse; Herkesin evinde 1 ton gümüş olduğunu varsayalım. Bu şartlar altında gümüş çok değerli bir madde değildir çünkü herkesin evinde vardır fakat 10 yıl sonra birçok kişinin evinde gümüş kalmadığı varsayalım. Bu durumda gümüş değerli bir madde haline gelecektir çünkü ona sahip olan kişi sayısı azalacaktır.

Bu yüzden, Cumhurbaşkanı Erdoğan sürekli olarak dolar bozdurun demektedir. İnsanların ellerinde ki doları Türk Lirasına çevirdiğinde Dolar miktarı artacağı için fiyatı da buna bağlı olarak düşecektir. Peki bu bir çözüm müdür? Tabi ki bu kalıcı bir çözüm değildir çünkü doların fiyatının artması sebebiyle birçok kişi dolarını bozdurmayacak aksine birçok kişi elinde ki tüm varlığını dolara çevirmeye çalışacaktır.

10,000 $’ınız var ve 4 TL’den aldınız. Dolar 6 TL olması sizin 20,000 TL kar etmeniz anlamına gelmektedir. Fakat ülkede alım gücü düşeceği için siz aslında zarardan kar edeceksiniz çünkü ülkemizde dışarıdan giren birçok şey; Araba, Telefon, Bilgisayar ve Akaryakıt fiyatları da döviz endeksli artacaktır. Bu yüzden böyle bir durumda insanların $ alması aslında onlara kısa vadede kar sağlasa da bu alışların süreklilik kazanması, doların daha da fazla artması anlamına gelmektedir.

İhracat ve İthalat Dengesi

Yurt dışında ki bir ülkeye bir mal ihraç etmeniz durumunda dışarıdan $ ve £ girmektedir. Bu girişlerin çıkışlardan çok olması ülkede ki $ ve £ ‘un zamanla değer kaybetmesi anlamına gelecektir. Bu olumlu bir durumdur fakat ülkemizde durum tam tersidir.

Sattığınız yani İhraç ettiğiniz malın Aldığınız yani İthal ettiğiniz maldan az olması durumunda cari açık oluşmaktadır. Cari açığın oluşması bir ülke için çok olumsuz bir durumdur. Peki Türkiye’nin cari açığı nedir?

2017 yılında ki verilere göre Türkiye’nin cari açığının 47.1 Milyar $ olduğu belirtilmekte. Ülkemizde son 15 yılda ithalat ve ihracat oranı ciddi manada rekor seviyelere geldi. Sattığımız malda arttı, aldığımız malda fakat satın aldığımız mal daha fazla olduğu için ülkenin cari açığı hızla arttı ve bu da ülkemizden döviz çıkışına sebep oldu.

Türkiye’de Büyüyen Sektörler

Son yıllarda İnşaat sektörü büyük oranda yatırım aldı ve ülkemizin lokomotif sektörü haline geldi. İnşaat için bazı malzemeleri dışarıdan almaktayız ve özellikle Demir, döviz endeksli bir hammadde. Diğer yandan, yapılan bu inşaatlar ülkemizde ki vatandaşlara satıldı yani dışarıya mal satmadık, ürettiğimizi içeride sattık. Bunda da “İnşaat işinde para var” mantığı ile hareket eden kişiler sebep oldu. Bugün ki noktada birçok inşaat durdu ve talepten daha fazla bina yapıldığı için artık kimse ev almamaya başladı. Bir inşaatın maliyetinin artması durumunda fiyatının da artması gerekirken tam tersi durum olduğu için birçok Müteahhit batma noktasına geldi ve bazıları iflas etti.

Bankacılık Sektörü; Yine ülkemizde son 15 yılda bankacılık sektörü sürekli olarak büyüdü ve ülkemizde ki en çok büyüyen ikinci sektör haline geldi. Bankacılıkta herhangi bir ürün üretiliyor mu veya dışarıya satılıyor mu? HAYIR. İnsanlar paraya sıkıştıkça bankalardan kredi aldılar ve bu kredileri bugün itibariyle ödemeyemez duruma geldiler. Bu sebeplerden dolayı bankacılık sektörü sürekli olarak büyüdü fakat bu büyüme yine içeriden dönen paradan geldi. Yani halkın cebinde ki para bankaların cebine girdi.

Diğer yandan, bu ekonomik sıkıntıyı atlatmamızın en büyük sebeplerinden birisi de yine Bankacılık sektörü. Ülkemizde ki bankaların şuan ki durumu, 2001 krizinde ki bankaların durumundan çok daha iyi olduğu için bu krizi 2001’de ki kadar şiddetli hissetmedik.

Üretim?

Birçok insan Sosyal Medya’da veya başka mecralarda ülkede üretimin olmadığını ve bu yüzden buraya geldiğimizi söylemekte. Ülkemizde üretim var mı? VAR. Peki ne kadar veya bize yetiyor mu?

Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatı son 15 yılda çok bir değişme kaydetmedi. Diğer yandan, Güney Kore son 15 yılda Samsung sayesinde yıllık 250 Milyar $’lık bir satış ile bizim Cumhuriyet tarihimizden beri sattığımız yüksek teknoloji ürününü 1 yılda sattı. Peki bu nasıl oldu veya biz neden başaramadık?

Eğitim?

Ülkemizde ki eğitim sistemi sürekli olarak değişmekte. Ben ilkokuldan üniversiteye giriş yapana kadar sınavlar ve sistemler sürekli olarak değişmişti ki değişmeye devam ediyor. Yine ben İngilizce dersini 5. sınıfta almaya başlasam da tam anlamıyla Üniversitede öğrendim. Şuanda İşletme bölümü mezunuyum ve işsiz konumdayım.

Yukarıda kendi durumumu ve ülkenin durumunu kısaca anlattım. Peki benden çok daha başarılı insanlar ne yapıyorlar? Yurt dışına çıkıyorlar. Bugün ülkemizde yazılımcıya çaycılık ve getir götür işleri yaptırıldığı için imkanı olan ve alanında iyi olan kişiler Yurt dışında çalışıyorlar ve bu ülkeye katkıda bulunmuyorlar. Bu sadece yazılımcılık sektöründen bir örnekti. Yurt dışına çıkan insanlar tamamen haksız değiller çünkü bu sistem onlara yeterli bir iş imkanı sunmuyor.

Samsung firması Eğitim reformundan sonra Güney Kore’de yetişen neslin kurduğu ve çalıştığı bir firma. Bugün tek bir firma ile birlikte Güney Kore cari açığını kapatıyor ve başarılı bir ülke konumunda. Türkiye bu şekilde bir firma bile çıkaramadı neden? Liyakat yok. İnsanlar işe girerken torpil yaptırmaya çalıştığı sürece ve hak etmeyen insanlar hak etmedikleri koltuklarda görev aldığı sürece bu ülkede bu tarz krizlerin yaşanması çok normal. Cumhurbaşkanının damadının Ekonomi ve Maliye Bakanı olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Berat Bey, değerli ve kültürlü bir insan fakat bu tarz kritik bir görevi yapabilir mi? İlerleyen dönemler bunu bize gösterecektir.

Dış Güçler ve Amerika Söylemleri

Rahip Brunson sebebiyle şuanda Trump sürekli olarak Twitter üzerinden Türkiye’ye sallamakta. Hükümet kanadı da bunu iyi kullanarak ülkenin ekonomik bir savaşta olduğunu sürekli olarak yenilemekte ve medya da insanlara bunu kabul ettirmiş durumda. Bugün HDP hariç tüm partiler ekonomik bir savaş olduğunu ve bu sebepten dolayı hükümetin yanında olduklarını belirtti.

Amerika sadece Türkiye’ye mi ekonomik savaş açtı? Amerika’da iki tip başkan olur bunlardan birisi Obama tipi, işleri saman altından yürüttüğü için ve sürekli olarak barışçıl söylemlerde bulunduğu için insanlara sempatik gelir. İkinci tip başkanlar Trump ve Bush gibi birçok ülkeyi sürekli olarak tehdit eder ve ülkelere açıktan bir saldırı düzenler. Aslında Amerika Dünya’ya iyi ve kötü polisi sürekli olarak oynamaktadır. Trump geldiği günden beri sadece Türkiye’yi değil 15 ülkeyi daha açık bir şekilde tehdit etmekte çünkü kendi ekonomisini sağlıklı görmemektedir.

Amerika’da da cari açık fazla olduğu için diğer ülkelere vergi uygulamakta ve faiz oranlarını, doları toplamak için sürekli olarak arttırmaktadır. Obama döneminde Mortgage Krizinde basılan dolarlar şuanda Trump’ın faiz kararları sonrası sürekli olarak Amerika’ya geri dönmektedir ve Dünya’nın yaşadığı asıl problemin sebebi budur.

Dış güçler olayına gelirsek aslında bu bir bahanedir. Dış güçler var mıdır vardır ve sürekli olarak olacaktır. Bu güçler Türkiye’nin düşmesi için sürekli plan yapan güçler değildir, bu güçler çıkarları kiminle çakışırsa onlara karşı plan yapmaktadır. Örneğin Amerika çıkarları gereği Türkiye’ye destek verebilir fakat 5 yıl sonra bu durum değiştiğinde tam tersi bu seferde ambargo uygulayabilir. Bunlar olağan durumlardır ve devletlerin dostu değil çıkarları olur. Dün Rusya ile düşmanken bugün dost olmamız gibi.

Ülkede yaşanan her olumsuzluğu dış güçlere atmak suçu kabullenmemek için uydurulan bahanelerdir. Toparlamak gerekirse bu duruma gelmemizde Hükumet kadar halk olarak bizimde suçumuz vardır. Bu toplum bilinçlenmedikçe ve üretim odaklı düşünmedikçe bu tarz krizler bugün olmasa 10 sene sonra yine bizi bulacaktır.

 

Bir önceki yazımız olan 2018 Türkiye Ekonomik Durumu Gündeme Dair #3 başlıklı makalemizde 2018 ekonomik durum, 2018 ekonomik krizi ve Türk Ekonomisi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap bırakın