2018 Türkiye Ekonomik Durumu Gündeme Dair #3

Türkiye’nin Ekonomik Durumu, kahvelerden televizyon programlarına kadar her yerde konuşulan popüler bir konu. Birçok kişi ülke batacak, bir kaç yıl içinde kriz geliyor gibi söylemler kullanıyor. Diğer yandan, ülkenin durumunun çok iyi olduğunu, Amerika’nın ve Almanya’nın bizi sürekli kıskandığını söyleyenlerde mevcut. Bu yazı da çeşitli istatistikler ve olaylarla Türkiye’nin ekonomik durumunu anlatmaya ve analiz etmeye çalıştım.

1- 2001 Sonrası Bazı Gelişmeler;

AKP Hükümetinin Gelişi;

2001 yılında gerçekleşen ekonomik krizden sonra yeni gelen AKP hükümeti ile birlikte birçok ekonomik reform yapıldı. Özelleştirmelerden gelen paralar ile de yapılan yollar, köprüler ve kamu binaları ile ülke yeni bir görünüme kavuştu.

11 Eylül saldırısından sonra ABD birçok Arap iş adamının servetine el koydu ve onları kara listeye aldı. Bu durumdan hoşnut olmayan Arap dünyası, paralarını gelişmekte olan ve çeşitli hedefleri bulunan ülkemize getirdiler.

2010 Sonrası Gelişmeler;

İktidara ilk geldiği tarihten itibaren AKP sürekli seçim kazanarak yola devam etti. İstikrar sağlansa da ilk 4 yıllık süreçte yapılan Ekonomik hamlelerin devamı gelmedi. Özelleştirmelerden gelen paraların büyük çoğunluğu İnşaat sektörüne harcandı. Ar-ge faaliyetleri, Silah Sanayi ve Havacılık alanında ki faaliyetler de gelişme olsa da zaten birçok ülkenin gerisinde olan Türkiye, yazılım ve teknoloji çağına tam anlamıyla adapte olamadı.

FETÖ Terör örgütü ile mücadele sırasında ortaya çıkan Rüşvet ve Yolsuzluk iddiaları ülkede çatlak seslerin oluşmasına yol açtı.

Diğer yandan gerçekleşen Balyoz ve Ergenekon soruşturmaları, bu soruşturmaların neticesinde içeriye atılan kişilerin suçsuz olduğunun açıklanması ve birçoğuna iade-i itibar yapılması ile birlikte adalet ve hukuk kavramlarına olan inanç sarsıldı.

Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı bazı açıklamalar;

1- Bir takım sinirli sünni genç. (Daeş’in sorulmasının ardından.); Bu açıklamadan sonra Türkiye Daeş’e destek veriliyor algısı oluşmaya başladı. Hatta bu açıklama Wikipedia’nın erişime kapatılmasına kadar gitti.

2- Cuma Namazını Emevi camiinde kılacağız. ; Bu agresif politika Suriye’de savaşın uzamasına yol açtı.

3- Rusya Uçak Krizi; Uçağı vurmakta belki haklı olabiliriz lakin vurduktan sonra ilişkilerin gerilmesi, uygulanan kısıtlı ambargo ekonomimizi etkiledi.

2- Son 5 Yılda Ülkemizde yaşananlar ve Ekonomiye Etkisi;

Bombalı Saldırılar ve Terör; Son 5 yılda ülkemizde birçok bombalı saldırı ve terör olayı gerçekleşti. Bu olayların birçoğunun yurt dışından destek alarak gerçekleştiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Ülkemizin Ticaret Merkezi olan İstanbul’da, Başkentimiz olan Ankara’da ve diğer illerimizde yaşanan terör faaliyetlerinden dolayı halkımız negatif anlamda etkilendi. Diğer yandan ülkemizde yatırımları olan yabancı yatırımcı da bu olaylardan ötürü kademe kademe paralarını ülkemizden çektiler. Ekonomik durumun bu noktaya gelmesinde ki en önemli sebeplerden birisi olduğunu söyleyebilirim.

Suriye İç Savaşı; Bu konu hakkında konuşmaya başlasak sayfalarca şey söylenebilir. Kısaca bahsetmek gerekirse, Suriye’de ki iç savaşın en çok etkilediği iki ülke Irak ve Türkiye. Yetkili merciler tarafından, Suriyelilere harcanan 30 Milyar $ gibi bir para söz konusu. Diğer yandan ülkede egemenlik yıkıldığı için Daeş ve Pkk gibi terör örgütleri boş arazilere yerleştiler. Bu yüzden Afrin – Elbab gibi operasyonları yapmak durumunda kaldık ki bu operasyonlar da ekonomik durumumuzu etkiledi.

15 Temmuz Darbe Girişimi; FETÖ tarafından gerçekleştirilen, halkımız ve kolluk kuvvetlerimiz tarafından bastırılan bu darbe girişiminin de ekonomik anlamda oldukça etkisi oldu. Ülkemizde darbe girişiminin yaşanması, halkın sokağa dökülmesi birçok yabancı yatırımcının ülkemizde yatırımlarını küçültmesine veya tamamen çekmesine sebep oldu.

OHAL; Darbe girişiminden sonra alınan OHAL kararı darbenin sorumlularının yakalanması ve devletin hızlı karar alması açısından iyi bir karardı lakin bu sürecin uzaması da yine ekonomik anlamda zarara uğramamıza sebep oldu. OHAL belki bizim hayatımızı çok etkilemedi lakin yatırımcılar OHAL kelimesini duyduğunu anda yine negatif yönde hareket ettiler. OHAL ilanından sonra Türk Lirası neredeyse %50 oranında Dolara ve Euro’ya karşı değer kaybetti.

Yukarıda belli başlı bazı durumları açıkladım. Ülkemizde 2001’den bu yana çok daha fazla şey yaşandı. Bunların hepsini yazmadım çünkü yazı zaten oldukça uzun, malum ülkemizde okuma alışkanlığı da pek yok.

Ekonomik Veriler ile Durum;

 

Yukarıda ki grafik 10.000,00 TL’lik kredi çekmeniz durumunda ödenmesi gereken faiz ve yıllık maliyet oranı. Yıllık maliyet oranının oldukça fazla olduğunu görmekteyiz.

Yukarıda ki grafikte ise Türk Lirası’nın 2013 yılından itibaren dolar karşısında ki değerini gösteriyor. Gördüğünüz gibi grafik sürekli olarak aşağıya doğru bir ivme kazanmış. Bu aşağıya doğru ivme, Türk Lirası’nın Dolar karşısında ki değer kaybını simgeliyor.

 

Bu grafikte ise Türk Lirası’nın Euro karşısında ki değerini göstermekte. Zaman zaman artış olsa da yine sürekli bir değer kaybı gözlenmekte. Bu grafiği paylaşmamın sebebi medyanın sürekli “Dolar Arttı” ibaresini kullanması. Dolar veya Euro artıyor evet ama asıl gerçekleşen Türk Lirasının değer kaybetmesi.

Diğer yandan seçim öncesinde önce 300 baz puan, ardından 150 baz puanlık bir faiz artışı oldu. Faiz konusunda da kritik seviyelere geldik.

03.07.2018 itibariyle açıklanan enflasyon %15’in üzerinde. Aşağıda son durum ile ilgili kısa ve açıklayıcı bir video bulunmakta.

https://www.youtube.com/watch?v=w949vw-IkgM

Aşağıda R10.Net’den alıntıladığım bir anlatım var, durumu özetleyecek cinsten. Yazı Tamamen Alıntıdır.

– Bir evde aile var. Bu ailede anne ve baba terzi evde elbise üretip satıyor ve ayda bu eve 5.000 TL para giriyor. (Ülke olarak bir aileyiz ve Türk Lirası olarak para kazanıyoruz.)

– Ama kredi kartı borçları, kredi ödemeleri, kira, yemek, faturalar ve elbise dikmek için alınan kumaşlar vesaire tüm harcamalar 6000 bin lira tutuyor. (Üretim yapmak için ara mallarının çoğunu ithal ediyoruz, yani ihracatımız ithalatımıza bağlı ve lüks yaşıyoruz.)

– Her ay bu aile giderek açık veriyor. (Biz de ülke olarak her yıl giderek artan şekilde cari açık veriyoruz.)

– Bu açığı finanse etmek için yeni borç ve krediler alınıyor, evdeki atadan kalan antika eşyalar satılıyor. (Biz de borç ödemeyi sürdürebilmek için borç alıyor ve kamu varlıklarını satıyoruz)

– Bu esnada bir dönem mahallede para bolluğu var. Bankalar düşük fazi verdiği için komşular parasını daha iyi faiz verdiğin için sana veriyorlar. Sen de daha bol ve ucuza borçlanabiliyorsun. (Amerika ve Avrupanın global şekilde finansal krize girmesiyle para daha iyi kazanç vaadeden gelişmekte olan ülkelere kayıyor.)

– Aile parayı bol bulunca yeni bir yatak odası takımı alıyor, beyaz eşyaları yeniliyor. Odalar arasında geçişi kolaylaştırmak için yeni kapılar açılıyor evde tadilat yapılıyor. Evdeki insanlar borçla daha lüks yaşama kavuşuyor.

– Sonuçta mahalledeki bol para devri bitti. Bankalar faizi arttırınca bize ucuza ve bol borç para veren adamların borçlarını tahsil edip daha güvenli liman olan bankalara gitmek istediği için sıkışmaya başladı aile. (Amerika ve Avrupa’daki kriz hafifledi, Amerikan merkez bankası faizi yükseltince senin piyasana gelen yatırımcılar güvensiz ortam yüzünden hızla geri kaçmaya başladı, dolar yükseldi, artık daha pahalıya ve daha zor borçlanıyor Türkiye.)

Kriz geldiğinde aile borcu sürdürebilmek için daha yüksek faiz vadetmek zorunda ve daha fazla borcu ödeyebilmek için yemesinden içmesinden giyinmesinden ve harcadığı elektrikten tasarruf etmek zorunda. (Kriz yaklaşıyor ve kriz geldiğinde ailenin başına gelecek acı reçete bizim de başımıza gelecek.)

Peki aslında ne yapılmalıydı? Bu aile düşük faizle bol borç para bulurken evde tadilat yapacağına, o para ile anne baba İngilizce öğrenebilirdi, böylece yeni müşteriler edinerek eve daha fazla para sokabilirdi. Ya da çocuklarına bir bilgisayar alıp makale satarak eve para sokmasını sağlayıp gelirlerini arttırabilirlerdi. Ya da balkonlarında saksılarında limon yetiştirip organik limon olarak sokakta satıp ekstra gelir elde edebilirlerdi. Hepsinden önemlisi eve bir dokuma makinesi alıp artık kumaşı satın almak yerine evde kumaş dokuyarak evdeki katma değeri arttırıp dışarı kaçan kumaş parasının çoğunu evde tutabilirlerdi. Yani eve dışarıdan giren geliri arttırabilirken dışarı kaçan parayı azaltabilirlerdi. Hatta balkonda yetiştirdikleri ürünlerin bir bölümünü yiyerek daha az dışarı para kaçırırlardı. (Türkiye de ara malı ithalini azaltmak için kaynak yaratabilirdi, ihracata yönelik sanayiye daha fazla yatırım, teşvik ve kaynak yaratabilirdi. İhracata yönelik yatırımı ve vatandaşın tasarrufunu teşvik edebilirdi. Daha fazla yurt dışından para gireceği için cari açık azalırdı. Tarım ve hayvancılık gibi hala dışarı para kaçırdığımız ve kendimize yetmemiz gereken alanlara daha iyi denetlenen teşvikler verilebilirdi.)

 

Bu anlatımlardan sonra aslında en önemli durumu sona sakladım; “Halkımızın Tutumu”

Mortgage krizinden sonra FED büyük çapta $ basmaya başladı. Bu dolarlar bizim gibi gelişmekte olan ülkelere girmeye başladı. Bu $ fazlalığı ülkemize kısa dönemli bir lale devrinin yaşanmasına yol açtı. Halkımız bu dönemi oldukça sevdi ve gereksiz harcamalara ve büyük borçlanmalara gitti. Bu devir ile birlikte ülkemiz tüketim ekonomisine geçiş yaptı.

Telefon, Araba, teknolojik aletler ve diğer eşyalar aslında ihtiyaç olarak nitelendirebilir. Lakin bu ihtiyaçları biz üretmeyip dışarıdan aldığımız için alınan her mal sonrasında dışarıya $ ve £ çıkışı oluyor. Amerika’nın faiz arttırması ve $’ı tekrardan toplaması ile birlikte ise ülkemizde ki $ rezervi gittikçe azaldı. 

Hükümetin yaptığı yanlışlarda var doğrularda. Piyasayı ve Ekonomiyi Hükümetler veya Devletler yönetir lakin bunları oluşturanlar biziz. Biz bazı yanlışlardan dönüp doğru şeyler yapmaya başladıkça bu ülke çok daha iyi yerlere gelecektir.

Peki biz doğru şeyleri ülke krize girdikten sonra mı yapacağız, girmeden önce mi?

Yorumlarınızı bekliyorum.

Bir önceki yazımız olan Seçim Yaklaştı - Gündeme Dair #2 başlıklı makalemizde 24 haziran seçim sonuçları, 24 haziran seçimleri ve akparti hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap bırakın